Savaş Ortamında Hekimlik ve Tıp Eğitimi Uygulamaları Çalıştayı

Savaşlar; ülkelerin insan kaynaklarını, yılların üretimi ile sağlanan ekonomik zenginliklerini ve kültürel birikimlerini yok eden yapay afetlerdir. 4000 yıllık yazılı tarih boyunca savaşsız geçen süre 100 yıldan daha azdır. Nedeni ne olursa olsun bir savaşta toplu yaralanmalar ve ölümler kaçınılmaz bir sondur. Hekimlik mesleğinin temeli insan hayatını kutsal saymak, onu korumak ve iyileştirmek olan hekimler de savaştan ilk etkilenen kesimlerdendir. Hekimler ve sağlık çalışanları, her ortam ve koşulda hizmetlerini sürdürürler. Çatışma ve savaşlar da diğer olağan dışı durumlar gibi sağlık hizmet yükünün arttığı, yeni sağlık sorunlarının ortaya çıktığı durumlardır. Savaş ve çatışmanın insana yönelik doğrudan "travma" etkisi yanında, çatışmalar süresince ve sonrasında çeşitli sağlık sorunlarına yol açarlar. Sivil halkın ve çatışma bölgesindeki insanların alması gereken sağlık hizmetleri de bu süreçte aksar. Kaynak ve olanaklar da kısıtlandığından, bazı durumlarda sağlık hizmeti hiç verilemez. Tıbbi personelin amacı hasta ve yaralılara yardım ederek ve onları tedavi ederek acılarını azaltmaktır. Tıbbi personelin üzerindeki görevler doğrudan "bakımları altında bulunan korunması gereken kişilerin haklarıyla" bağlantılıdır. Konvansiyonlar ve protokollerle tıbbi personele verilen haklar, onların insancıl görevlerini yerine getirmesini sağlamak içindir. Bu süreç boyunca insani yükümlülüklerini, görevlerini yerine getirmeye çalışan hekimler ve sağlık çalışanları da pek çok hak ihlaline, ve bazı durumlarda şiddete maruz kalmaktadır. Tıbbi etikle uyum içinde tıbbi görevlerini yerine getiren personel bunun için cezalandırılamaz, alıkonulamaz.Bu, tıbbi yükümlülükleri yerine getirenlerin korunması için önemlidir. Tıp eğitimi temel olarak olağan dışı durumlardan çok, ideal koşullar için hekim yetiştirmektedir. Acil tıp disiplini ise olağan dışı durumlarda gerekli temel tıbbi becerileri içeren bir alan olmasına rağmen, kaynakların yeterli olduğu ancak zamanın sınırlı olduğu koşullarda hizmet sunması nedeniyle olağan dışı durumlarla baş etmek açısından tek başına yeterli değildir. Bütün bunlar göz önüne alındığında tıp fakültelerinin sadece ideal koşullar altında hizmet verebilecek yetkinlikte hekimler yetiştirmesi düşünülemez. Olağan dışı durumlarda da hizmet verebilecek yetkinlikte hekimlere duyulan gereksinim açıkça görülmektedir. Bu anlamda, mezuniyet öncesi ve mezuniyet sonrası tıp eğitiminin, olağan dışı durumlarda sağlık hizmetlerini kapsayacak biçimde yapılandırılması ve bu farkındalığın tıp fakültesi öğrencilerinden başlayarak tüm sağlıkçılarda oluşturulması önemli bir gereksinim olarak ortaya çıkmaktadır. Bütün bunların ışığında tıp öğrencilerinin savaş ortamında hekimlik uygulamalarının tıp eğitimi müfredatında neden yer alması gerektiği, iyi uygulama örnekleri ve savaş ortamında hekimlik konularını temel alarak hazırlayacağımız çalıştay için başvurularınızı heyecanla bekliyoruz.